Yurtdışında Yaşamanın Avantajları ve Dezavantajları

Son yıllarda ülkemizde, özellikle büyük şehirlerde yaşamanın gitgide zorlaşıyor olmasından dolayı Türkiye’den daha medeni  ülkelere doğru göçler artıyor. Pek çok beyaz yakalı Türk yurtdışında iş bulmanın fırsatını kolluyor ve bu fırsatı yakaladığı anda tası tarağı toplayıp ailesi ile birlikte yurtdışına taşınıyor.

Türkiye’de yaşadığı hayattan memnun olmadığı halde taşınma isteği ya da cesareti bulunmayanlar ya da fırsat yaratamamış olanlar yurtdışına taşınmış olanlara çoğu zaman imrenerek bakıyor. Konu açıldığı noktada ‘İyi ki gittiniz’ ‘Tam zamanında gittiniz” tarzında yorumlar yapıyor. Peki yurtdışına taşınmak gerçekten çok mu iyi bir fikir? Taşındıktan sonra Türkleri gurbet ellerde neler bekliyor?:)

 

Yurtdışında yaşamanın avantajları ve dezavantajları elbetteki yaşanan ülkeye göre farklılık gösteriyor ancak daha medeni bir hayat yaşamak amacıyla göç edilen ülkelerde yaşanan zorluklar da güzellikler de pek çok noktada kesişiyor.

YURTDIŞINDA YAŞAMANIN AVANTAJLARI

1 – TRAFİKTE TÜKETİLMEYEN HAYATLAR

Evet daha medeni bir hayat hayaldi, gerçek oluyor. Medeni ülkelerde toplu taşıma sistemleri Türkiye’ye kıyasla oldukça gelişmiş, işten eve, evden işe, okuldan eve, evden okula metro vb sistemlerle kolaylıkla ulaşılıyor. Hatta çocuklar genelde bizim çocukluğumuzda olduğu gibi evlerine en yakın okullara gittiğinden yürüyerek ya da scooterla ulaşım sağlıyorlar.

2 – BİRBİRİNE SAYGI DUYAN GÜLER YÜZLÜ İNSANLAR

Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde yaşam şartlarının zorluğunun da yadsınamayan katkılarıyla insanlar gitgide mutsuzlaşmış ve  suratsızlaşmış durumda. İnsanlar birbirine karşı oldukça saygısız, toleranssızlık had safhada. Böyle bir ortamda yaşadıktan sonra medeni ülkelerde insanların birbirlerine yol vermeleri, tanımadığı insanlarla bile selamlaşmaları, sohbete başlamaları,  birbirine gösterdikleri saygıyı görünce insanın çok hoşuna gidiyor, medeniyet bulaşıcı, bir süre sonra aynı davranış şekli sizin için de günlük bir hal alıyor.

3 – ŞARK KURNAZLIĞINDAN UZAK YAŞAMLAR

Türkiye hem coğrafi hem de kültürel anlamda doğu ile batı arasında sıkışmış durumda. Özellikle son yıllarda Orta Doğu mantalitesine doğru kayma söz konusu. Şark kurnazlığı dediğimiz başkalarını kandırarak, hak yiyerek avantaj sağlamayı kar sayma had safhada. Bu da insanda sürekli bir kendini kollama, kazıklanmama ve hakkını yedirmemeye çalışma çabası içine girmek zorunda bırakıyor ki bu oldukça yorucu. Medeni ülkelerde böyle bir durum olmayışı büyük rahatlık.

4 – ÇALIŞANIN HAKKINI KORUYAN İŞ HAYATI VE MAKUL ÇALIŞMA SAATLERİ

Medeni ülkelerde fazla mesaiye kalmanız için baskı yapan, kalmazsanız mobbing yapan müdürler yok. Müdür olarak personelinize baskı yaptığınız hissedildiği anda şikayet konusu olmanız an meselesi. Herkes çalışması gerektiği kadar çalışıyor. Mesai süresi biter bitmez de evine, spora, puba nereye isterse oraya gidiyor. Evet medeni çalışma saatleri ülkemizde hayalken yurtdışında gerçek oluyor.

 

5 – SPOR VE SOSYAL AKTİVİTESİ BOL HAYATLAR

Fazla mesai olmayınca ve trafikte kaybedilen zaman da minimize edilince sportif aktivitelere bolca zaman kalıyor. Yürüyüş, koşu, yüzme, fitness, tarzınız hangisiyse size sadece seçim yapmak kalıyor.

 

6 – EĞİTİM SİSTEMİ

Türkiye’de yaşayan çocuklu ailelerin yurt dışına  taşınmasının belki de en önemli sebebi iyi bir eğitim almalarını sağlayarak onların geleceklerini garantiye almak istemeleri. Türkiye’de iyi eğitimin ancak iyi özel okullarda veriliyor olması, iyi özel okul ücretlerinin çok yüksek olması, son dönemde sınav sisteminin sürekli değiştiriliyor olmasının bu parayı verebilenlerin dahi geleceğe endişe ile bakıyor olması yurtdışına taşınma oranlarının günbegün artmasını sağlıyor. Malum medeni ülkelerde bizim çocukluğumuzda olduğu gibi, devlet okullarında da iyi bir eğitim almak mümkün oluyor.

7 – YAŞADIĞINIZ ÜLKENİN VATANDAŞI OLABİLME İMKANI

Çocukların geleceği dediğimizde yurtdışında yaşamanın diğer büyük avantajı o ülkenin kanunlarına bağlı olan süre kadar o ülkede yaşadıktan sonra ülkenin vatandaşı olma, pasaportunu alma imkanı doğuyor. Türk pasaportunun değerinin gitgide azaldığı, vize almanın gitgide zorlaştığı düşünüldüğünde çocuklarımızın geleceği için yapacağımız en büyük yatırım belki de bu oluyor.

YURTDIŞINDA YAŞAMANIN DEZAVANTAJLARI

1 – AİT OLMADIĞIN BİR KÜLTÜRE AYAK UYDURMA ÇABASI

Kendi ülkemizde kendimizi azınlık olarak hissetsek de, ülkenin bize sunduğu zorlu yaşam şartlarından şikayet etsek de ait olduğumuz ülke Türkiye, kültür de Türk kültürü. Medeni hayatlar yaşamak için yurtdışına yerleşsek ve orada aşamaya alışsak da hiçbir zaman o kültüre bir aidiyet hissedilmiyor sadece o kültür için kurulmuş düzene ayak uyduruluyor. Eninde sonunda Türkiye’ye dönüp Ege’de bir sahil kasabasına yerleşmenin hayali yurtdışında en iyi yaşam şartlarına sahip olanların dahi akıllarının bir köşesinde bulunuyor.

2 – İKİNCİ SINIF VATANDAŞ OLMA SORUNSALI

Evet biz ülkemizde en iyi okullarda okuduk, en iyi üniversiteleri bitirdik, onca ülke gezdik, gördük, geçirdik ama olmuyor. Az gelişmiş ülkenin çok gelişmiş vatandaşı olmamız onların pek umru olmuyor. Sonuçta onların gözünde daha medeni bir yaşam için Ortadoğu’da yerini tam olarak bilemedikleri bir ülkeden onların ülkelerine gelmiş birisiniz. Statünüzü geldiğiniz ülke belirliyor.

3 – AİLENİZDEN VE DOSTLARINIZDAN UZAKTA BİR YAŞAM

İdeal hayat nasıldır? Ailenle, eşinle, dostunla geçirebileceğin medeni bir hayattır öyle değil mi? Medeniyeti bulmak için yurtdışına geliyorsun ama bu sefer de anne babandan, eşinden, dostundan ayrı kalıyorsun. Geride ömürlerinin son deminde torunları ile whatsapp ile iletişim kurabilen bir anne baba bırakıyorsun. Arkadaşların buluşup sohbet edip eğlenirken, sen onların facebook fotoğraflarına bakıyorsun. Zamanla yaşadığın ülkede de bir çevre oluşturuyorsun ama eski dostlarının yerini elbette tutmuyor, elinden geldiğince tutturmaya çalışıyorsun.

 

4 – ÇOCUKLARIN TÜRKÇEYE VE TÜRK KÜLTÜRÜNE YABANCILAŞMASI

Yurtdışında yaşayan ve eğitim gören Türk çocuklarının Türkçesi aile içinde günlük hayatta konuşulan kadarıyla sınırlı kaldığından Türkçe kelime dağarcığı gelişemiyor. Çocukların cümle içinde kullandıkları kelimelerin Türkçesi akıllarına çoğu zaman gelmediği için yerine İngilizcesini kullanma eğiliminde oluyor. Bu da İngilizce Türkçe karışık bir konuşma tarzına sahip olmalarına neden oluyor.  Bunun yanısıra 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim gibi milli bayramlarımız ile dini bayramlarımız okullarda kutlanmadığı için bayramlarımız çocukların haberi olmadan geçip gidiyor. Siz bahsetmeye çalışsanız dahi çevrede bir etkileşim görmedikleri için ilgilerini çekmiyor.

13 Comments

  • Handan Torun dedi ki:

    Takip

  • hulya cinsçiçekçi dedi ki:

    Sanırım yılalrdır ilk kez bir blog postuna yorum yazıyorum 🙂
    Benzer endişeler ve geli gitlerdeyiz. Ama burd akalmak agır basıyor. Sebebi de tam şu madde:

    3 – AİLENİZDEN VE DOSTLARINIZDAN UZAKTA BİR YAŞAM
    İdeal hayat nasıldır? Ailenle, eşinle, dostunla geçirebileceğin medeni bir hayattır öyle değil mi? Medeniyeti bulmak için yurtdışına geliyorsun ama bu sefer de anne babandan, eşinden, dostundan ayrı kalıyorsun. Geride ömürlerinin son deminde torunları ile whatsapp ile iletişim kurabilen bir anne baba bırakıyorsun. Arkadaşların buluşup sohbet edip eğlenirken, sen onların facebook fotoğraflarına bakıyorsun. Zamanla yaşadığın ülkede de bir çevre oluşturuyorsun ama eski dostlarının yerini elbette tutmuyor, elinden geldiğince tutturmaya çalışıyorsun.

    • Gezenti Anne dedi ki:

      Bu yazıyı yaklaşık bir yıl önce yazmışım. Yani yurt dışında yaşamaya başladıktan 2 yıl sonra. Şimdi 3 yıl oldu. Daha çok alıştım sanırım. Bu sene yaz tatilinde 1 aydan fazla Türkiye’deydik. Anneanne ve dedeyle o kadar çatıştılar ki seneye Türkiye’de daha az kalma kararı aldım. Dedim ki torunlarınızı uzaktan sevmek sizin için en güzeli. Davulun sesi uzaktan hoş geliyor sanırım. Arkadaş konusuna gelince eski dostlar elbette aranıyor ama burada tanıştığın insanlarla ortak paydan o kadar çok oluyor ki bu yakınlığın tadı da bambaşka oluyor. Kısaca benim için avantajlar dezavantajlara göre gün geçtikçe ağır basıyor. Ama bu bizim şartlarımız tabi.

  • Ayca dedi ki:

    Blog yazınız kesinlikle çok bilgilendirici. Esime mesleği ile ilgili İngiltere’ye çalışmaya gidebilir. Fakat tereddütlerim var tabiki. 9 ve 4 yaşlarında çocuklarım var okul bulabilirmiyim. Bende iş bulabilirmiyim. Kiralar çok yükselmiş geçim saglayabilirmiyiz tereddütlerim bunlar. Birde eşim oradan çalışma izni alınca bizi yanına alması kolay olurmu acaba. Sizin bu konularda bilginiz vardır beni aydinlatirsaniz çok sevinirim teşekkürler

  • Nilufer dedi ki:

    Merhaba,

    Kendim ve kızım için Ankara antlaşmasına başvurmuş biri olarak yazıyorum. Hala cevap bekliyoruz ve çok sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz çünkü benim şartlarım biraz daha farklı . Ama yazılarınız çok hoşuma gitti. Çok samimi ve bir o kadar da gerçekçi kimseye pembe bir ortam yaratmamışsınız.
    Ben Ankara antlaşmasına başvurdum. Avukatım bana kızınız 20 yaşında sizinle kalma izni 1 yıl alamaz dedi onun için tekrar başvurduk. Bu da bizim için daha sancılı bir süreci başlattı.
    Herşeyin iyi olmasını dileyerek , bu güzel yazılarınız için teşekkür ediyorum.
    Sevgi ve sağlıcakla kaliniz.

  • Tulay dedi ki:

    Merhaba blogunuz cok aydinlatici olmus, emeginize saglik. Ben cift vatandasim ve esimle family permit ile ingiltereye yerlesecegiz basvurumuz olumlu sonuçlandi. Sifirdan bir hayata baslayacagiz. Anaokulari da ucretsiz mi. Calisan anneler 1 yas ustu bebeklerinin bakimini nasil sagliyor. Yardimci olursaniz cok sevinirim. Bir de hayatin daha kolay oldugu daha ekonomik sehir tavsiyeleriniz var mi. Musmutlu gunler dilerim.

  • Tulay dedi ki:

    Ilginize ve kisa surede donus yapmaniza cok tesekkur ederim. Yaziniza gore okul oncesi egitim en erken 3 yasinda basliyor. Onun oncesinde calisan kadinlar bakici ile cocuklarinin bakimini sagliyor olmali. Tavsiye semt icin de tesekkurler. Hersey gonlumuzce olsun. Iyi gunler dilerim.

    • Gezenti Anne dedi ki:

      Aynen dediğiniz gibi child minder ismi verilen bakıcılarla sağlanıyor. Maddi durumunuza göre evinize bakıcı gelebiliyor ya da bakıcının evine götürebiliyorsunuz.

  • Nahit dedi ki:

    Merhaba 33 yaşında 3 üniversite mezunu yarım İspanyolcası kötü İngilizcesi olan nişanlı biriyim nişanlımla Türkiye’den bıktık diyebilirim iş imkanları hayat trafik(İstanbul) bunaldık kötü şartlarda hayvan muamelesi yapılarak çalıştırılıyoruz ülkemizde maalesef sorunumuz ise nişanlım ise İngilizce dahil 4 dili süper alıcı konuşabiliyor stilist olarak altın bileziği var diyebilriiz ama maddi olarak düşük seviyedeyiz ve biz maalesef evlenemiyoruz . Yazınıza istinaden hayalimiz olan İngiltere’de yaşam fikrimiz zor görünüyor ve şu an gece 3 ve ben bir çözüm ve çıkış yolu arıyorum.yeni bir hayat ve hayalle yaşamak istiyoruz artık lütfen önereceğiniz tavsiyeleriniz varsa burada veya maille paylaşırsanız sevinirim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir